| 1. -den farklı. s. birbirine benzemeyen, farklı. edat -den farklı olarak: This painting is unlike her others. Bu resim onun diğer resimlerinden farklı. His Turkish, unlike mine, is excellent. Benimkinin tersine, onun Türkçesi mükemmel. -den farkli; -e benzemeyen, -den farkli; -e uymayan, ... için olagandisi olan; farkli, degisik. -den farklı. den farklı. s. birbirine benzemeyen, farklı. edat -den farklı olarak: This painting is unlike her others. Bu resim onun diğer resimlerinden farklı. His. farklı, farklı olarak, aksine. yakışmayan, benzemez, farklı |