1. tartış(mak). seren, direk; tartismak, agiz kavgasi etmek. v.tartış:n.direk. v.tartış:n.direk. direk, seren, kanat ana kirişi, boks maçı, horoz dövüşü, tartışma, ağız kavgası, billur. boks yapmak, boks maçı yapmak, kavga etmek, tartışmak, ağız kavgası etmek, münakaşa etmek
2. Gönder
3. boks maçı yapmak
4. kanat ana kirişi
5. ağız kavgası etmek
6. boks yapmak
7. billur
8. horoz dövüşü
9. ağız kavgası
10. kavga etmek
11. ağaç
12. atışmak
13. dalaşmak
14. tartış direk
15. direk
16. seren
17. tartışmak
18. tartışma
19. boks maçı
İngilizce
1. sturdy pole (like one used for masts); act of sparring; boxing practice; quarrel, dispute; any of a number of crystalline minerals; (British) convenience store, mini-mart. practice boxing moves, make boxing movements without hitting hard; dispute, quarrel; supply with spars. calcareous spar