1. Büyük fare. Yaşlı, verimsiz, geçimsiz (kimse):Kaldı ki, dikkat edilince görülür ki, bunlar gençliklerinde de olumlu bir şeyler verememiş olan ratelerdir.- H. Taner. Başarısız
2. belediye vergisi
3. fiyat belirlemek
4. kür
5. posta ücreti
6. olarak görmek
7. değer biçmek
8. addetmek
9. layık olmak
10. hak etmek
11. sınıflandırmak
12. faiz_oranı
13. vuku sıklığı
14. farzetmek
15. fiyat
16. kur
17. kıymet
18. nispet
19. sayılmak
20. sıklık
21. sürat
22. tarife
23. fırça atmak
24. haşlamak
25. hız
26. nevi
27. paha
28. faiz oranı
29. oran
30. fiyat listesi
31. had
32. rayiç
33. derece
34. derecelendirme yapmak
35. resim
36. değerlendirmek
37. değer
38. saymak
39. çeşit
40. sınıf
41. kıymet biçmek
42. bedel
43. emlak vergisi
44. azarlamak
45. vergi
46. vergi koymak
47. akıntı hızı
48. ücret
İngilizce
1. ratio, proportion between two things; price, cost; speed, pace; tax, assessment. assess, appraise, determine value; grade, classify, sort. raterate, v