Türkçe Türkçe
1.  yatir(mak). yaymak, sermek; koymak; dizmek, yerlestirmek; dösemek; sürmek, degdirmek, dokundurmak; hazirlamak; yumurtlamak; yatistirmak; yüklemek, isnat etmek; yatirmak, üstüne oynamak; düzmek, sikmek, kaymak, rahip sinifindan olmayan; (hukuk, tip, vb. belli bir ögre. v.yatır:adj.mürit. v.yatır:adj.mürit. koymak, yatırmak. konum, mevki, durum, hal, yatma, sevişme, şarkı sözü, şarkı, türkü. koymak, yerleştirmek, sermek, kurmak, hazırlamak, sunmak, ileri sürmek, yüklemek, dinmek, yatmak, sevişmek, yumurtlamak, bahse girmek. meslekten olmayan, rahip olmayan. rota vermek, rota çizmek:bir rota hesaplama veya tasarlamak
2.  Büküm (halat)
3.  rahip olmayan
4.  şarkı sözü
5.  yumurtlamak
6.  bahse girmek
7.  ileri sürmek
8.  sevişme
9.  dinmek
10.  yüklemek
11.  halatın bükümü
12.  rota tutturmak
13.  arazi yapısı
14.  açığa çıkarmak
15.  alaylı
16.  ayırmak
17.  büküm
18.  dizmek
19.  nağme
20.  sergilemek
21.  sermek
22.  sevişmek
23.  yüklenmek
24.  şiir
25.  hazırlamak
26.  kaymak
27.  konum
28.  kurmak
29.  laik
30.  koymak
31.  işten çıkarmak
32.  harcamak
33.  hamletmek
34.  hal
35.  gitmek
36.  meslek
37.  meslekten olmayan
38.  mevki
39.  mürit
40.  ezgi
41.  emretmek
42.  düdüklemek
43.  duruş
44.  durum
45.  devirmek
46.  saldırmak
47.  sunmak
48.  tasarlamak
49.  becermek
50.  toplamak
51.  vaziyet
52.  açığa almak
53.  yakalamak
54.  yatırmak
55.  yatmak
56.  yatma
57.  yatıştırmak
58.  yatış
59.  yaymak
60.  yerleştirmek
61.  açılmak
62.  şarkı
63.  yatır mürit
İngilizce İngilizce
1.  way in which something is laid or lies (especially of a country); (Slang) sexual partner (vulgar); (Slang) sexual intercourse (vulgar). poem which tells a story (especially one that can be sung); song. place in a horizontal position; set in place; produce and deposit (an egg or eggs); present, propose; prepare; spread out; put; set; deposit; locate; cause; appease; cause to subside or end; bet, wager. not clerical; not a member of the ordained clergy; not professional, not a member of a certain profession; not having expertise; of or done by the laity. laylay , a. [of. lai, lais, prob. of celtic origin; cf. ir. laoi, laoidh, song, poem, oir. laoidh poem, verse; but cf. also as. lāc play, sport, g. leich a sort of poem (cf. lake to sport). .]
2.  see lea
3.  a law
4.  a wager
5.  a meadow
İngilizce Benzer Kelimeler
* a good lay
* an easy lay
* easy lay
* get the lay of the land
* keel,to lay down a
* lang lay rope
* lay (light) into
* lay a bridge
* lay a cable
* lay a corner stone
* lay a course to (on a chart)
* lay a finger on
* lay a fire
* lay a ghost
* lay a plot




En Son Bakılan Kelimeler
* - alüminyum anot - coordinate addressing - lay - palette title - hubbard - george henry fox - houhere - iki kollu ince halat - birbirine uygun çift - üriner inkontinans - blot, western - girdap - tanjant - türevi bilinen fonksiyon - the vale of kashmir

Türkiye'de saat : Sunday, 05 July 2009 02:32:47