1. açılmayacak surette kapamak, sürmelemek, tutturmak, bağlamak; fastening kapalı tutan şey, raptiye, dikmek, ayırmamak üzerine atmak, bağlaç, toka, bağ, He fastened his eyes onGözlerini ona dikti, fastener bağlayan şey, sü
2. merbut
3. bağlanmış
4. bağla bağlanmış
5. takılmak
İngilizce
1. secured, made fast; buttoned, zippered; attached, joined; closed. fastenedadj